BİR HİLE GİRDABI: NETWORK MARKETİNG-İNSAN VE HAYAT

Sisteme katılan kişi, direk olmasa bile piyasa değeri 50 lira olan bir ürünü 500 liraya (güya) satın alarak-kaybetme ihtimalinin de var olduğunu bilerek- sisteme bir miktar para vermektedir.

Katılımcının asil gayesi ürün satın almak değil de kısa yoldan kâr etmek olduğu için, sadece kamuflaj fonksiyonlu bir ürün muamelenin seran caizliği için yeterli olmaz. Çünkü “bir isten maksat ne ise hüküm ona göredir” külli kaidesi bunu gerektirmektedir. “Network marketing” sistemi iç içe girmiş kumar ve hile halkalarından ibarettir.

İslam’da her hangi bir malın mülkiyetinin bir zimmetten diğer zimmete intikali için, akit, miras, hibe, iktisap vb. yollar vardır. Fakihler, şeri delillerden hareketle mülkiyet nakledici akitlerin sahih olabilmesi için belli başlı şartlar tespit etmişlerdir. Bir akdin meşru olabilmesi için insanların mallarını haksız yollarla yemeye vesile olmaması; insanların bilgisizliklerini ve başka zaaflarını kullanarak onların tuzağa düşürülmemesi; akdin kumar, faiz ve fuhuş gibi şer’i şerifin yasakladığı şeylere müncerr olmaması gerekir.

Network marketing sistemine, İslam hukukunun sabit kaideleri çerçevesinde baktığımızda ilk etapta sahih olabileceği gibi bir intiba oluşmaktadır. Çünkü ortada, akdin mevzuunu teşkil eden şeran yasak olmayan bir ürün vardır. Ve ürün normal fiyatının çok üzerinde de olsa alıcı tarafından kabul edilmektedir. Bir kişinin herhangi bir malı normal fiyatının üzerinde bir fiyatla satın almasında bir mahzur yoktur. Bu sistemin Müslümanlar arasında yaygınlaşıp mahiyetinin tam deşifre edilmediği zamanlar itibariyle caiz olduğuna dair birtakım fetvalar da verilmesi belki bu yüzdendir. Ancak söz konusu sistemin, gerçek mahiyeti tam olarak anlaşıldığında, İslam hukukunun alış-veriş akdinin meşruiyeti için gerekli gördüğü şartlar bulunmadığı gibi, kesin olarak yasaklanan birtakım gayr-i meşrulukları barındırdığı anlaşılmaktadır. Bu mahzurları maddeler halinde aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

Network marketing fıkhın sabit prensiplerine aykırıdır

İslam hukukunda akitler birtakım ihtiyaçları karşılamak için meşru kılınmıştır. Bu sebeple, kullanılması meşru olan bir ürüne sahip olmak için yapılan bir akit ve pazarlamanın fıkhen caiz olduğu hakkında bir ihtilaf yoktur. Ancak Network marketing sisteminin ağına düşen pazarlamacıların hemen hiç birisinin asıl gayesi iktisadi ürüne sahip olmak değildir. Bilakis, başka kişileri de sembolik olan ürünü fahiş fiyata satın almaya ikna ederek kendileri gibi ağa takılmalarını temin etmeye çalışmaktan ibarettir. Taraftarlar ne kadar aksini iddia etseler de, bu sistemde iktisadi ürün, sadece bir kamuflajdan ibarettir. Nitekim bu sistem, Amerika’da arada ürün olmadan yapılan saadet zinciri sisteminin yasaklanması üzerine, hukuku arkadan dolanma amacıyla geliştirilmiştir. Network marketing yöntemiyle çalışan şirketlerin reklamlarına bakıldığında da asıl gayenin iktisadi ürün olmadığı son derece net bir şekilde görülebilir. Söz konusu ağa katılacak kişiler basit bir meblağ mukabilinde sisteme üye olarak aşırı kâr edecekleri vadi ile tuzağa düşürülmektedir.

Sistemin özü aldatma mantığıyla çalışmaktadır

Network marketing yönteminin akit sistemi temelde insanların çalışmadan fazla para kazanma zaafları üzerine kurulmuştur. Nitekim değişik isimler altında bu sistemle çalışan şirket sahipleri ve piramidin tepesine kurulmuş olanlar, çoğunlukla kazanamayan ama kazanma beklentisiyle sistemin ağına düşmüş olan aşağı derecedekilerin aleyhine aşırı kâr etmektedir. Piramidin alt kısımlarında yer alan üyeler ise öncelikle sisteme kaptırdıkları paralarını geri alabilmek; daha sonra da ikna ettikleri veya kandırdıkları kişiler vasıtasıyla daha çok kişinin sistemin ağına düşmesini temin etme mecburiyetinde kalmaktadır. Bu ise, ne pahasına olursa olsun, sırf para kazanma amacına yoğunlaşmış olan kişileri adeta sitemin kölesi haline getirmek ve başkalarının alın terinden rant sağlamaya çalışmak anlamına gelmektedir. Zira ağa katılanların tamamı, ağa katılma amaçlarının gerçekleşebilmesinin, başka kurbanların da aynı şekilde ikna edilmelerine ve ağa takılmalarına bağlı olduğunu bilmekte ve bu sebepler de daha çok kişinin ağa takılmasını beklemektedirler.

Fıkhın Akit sistemine uymuyor

Network marketing sistemi islam Hukukunda bir alış-veriş akdinin sahih olması için gerekli şartları taşımamaktadır. Gerçi ilk etapta bir “akdin inikadı” (sözleşme) için gerekli olan rükünleri (icab, kabul, akideyn, makudün aleyh) teşkil eden unsurlar bulunmaktadır. Ancak bu unsurlar akdin sadece inikadı için yeterlidir. islam Hukukunda akdin inikad şartlarından ayrıca sıhhatinin şartları da vardır. Diğer bir ifade ile inikad etmiş olan her akit sahih akit olarak kabul edilmez. Akdin sıhhati için inikat şartlarının dışında başka şartlar da aranır. işte bu açıdan baktığımızda network marketing sisteminin akdin sıhhat şartlarını taşımadığı görülmektedir. Şöyle ki; öncelikle bu sistemde, birtakım belirsizlikler (ğarar) vardır. Çünkü network marketing sistemiyle çalışan şirketlerin asıl sahipleri, ağa ne kadar kişi takıldığında ne kadar kazanacaklarını, ama her hal-ü kârda mutlaka kazanacaklarını bildikleri halde, pazarlamacılar için böyle bir
garanti söz konusu değildir. Zira katılımcıların kâra geçebilmeleri için, belli sayıda kişilerin sisteme dâhil olmasını temin etmeleri gerekmektedir. Bunu başarıp başaramayacakları ise belirsizdir.

Network marketing sistemi ne kadar devam ederse etsin, mutlaka bir sınırda duracak ve alt tabakadakiler mutlaka zarar edecektir. Bu ağa takılan kişi, kâr eden üst tabakada mı, yoksa zarar eden alt tabakada mı olacağını bilmez. Vakıa piramidin tepe noktasındaki az sayıdaki kişi kâr ederken, aşağı doğru inildikçe risk artmakta ve katılımcıların çoğu zarar etmektedir. Bu demektir ki, bu sistemde galip durum zarar, asıl durum ise belirsizliktir. işte bu belirsizlikler akdin fasit olmasına sebep olmaktadır. Bilindiği gibi, fasit akitler imam Azam’a göre riba /faiz hükmündedir, imam Şafi’ye göre ise tamamen geçersizdir.

Sistem iç içe geçmiş kumar halkalarından oluşmaktadır

Network marketing sistemi, çoğunlukla sembolik ve mevhum bir satış akdi ile perdelenmiş olsa da, aslı itibariyle başkalarını kandırma mantığı üzerine kurulmuştur. Çünkü yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bu sisteme katılanların asıl gayesi hiçbir zaman ürün satın almak değil; kolay yoldan para kazanmaktır. Dolayısıyla akit konusu olan ürünün, payanda olmanın dışında hiçbir rolü kalmamaktadır. Zira bu sisteme katılan kişi, direk olmasa bile piyasa değeri 50 lira olan bir ürünü 500 liraya (güya) satın alarak, sisteme bir miktar para vermekte (misalimizde 450 lira vermiş oluyor) onun karşılığında ise kazanma ihtimalinin de, kaybetme ihtimalinin de var olduğunu bilmektedir. Diğer bir ifade ile belli sayıda kişiyi kandırabildiği takdirde ortaya koyduğu paradan daha fazlasını kazanacağını; kimseyi ikna edemediği takdirde ise yatırdığı parayı da kaybedeceğini bilerek katılmaktadır.

Özellikle şebekenin son düzeyinde bulunan (sisteme yukarıda tasvir edilen şekilde para ödeyerek katılıp ta, kimseyi ikna edemeyen) kişinin kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu durum ise söz konusu akdin, İslam’ın kesin olarak yasakladığı (Maide Sûresi, Ayet 90) kumar ile aynı mantığa sahip olduğunu göstermektedir. Hiçbir Müslüman, “Efendim! Buraya kaptırdığım para nihayetinde 500 tl’den ibarettir, onu kaybettiğimi farz ederim, geçer gider.” diyemez: Yatırılan paranın az veya çok olması, sistemin şeri hükmünü değiştirmez.

Burada şu noktanın altını bir kere daha çizmekte fayda vardır: Katılımcının asıl gayesi ürün değil de kâr olduğu için, sadece kamuflaj fonksiyonlu bir ürün şer’i hükme medar olamaz. Çünkü “Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir ” mecellenin külli kaidesi bunu gerektirmektedir. Kaldı ki dört mezhep imamı, bedellerden biri nakit, diğeri ise ürün + nakit olan akitlerde ve yalnız paranın, ürünle beraber bulunan paradan daha az veya ona müsavi olması durumunda faizin olacağı hakkında icma’ etmişlerdir. Network marketing sisteminde, kâr eden katılımcı açısından bu durum söz konusudur.

Sistemde aldatma şaibesi var

Bu sistemde şeran haram olan aldatma / gaşş vardır. Çünkü sisteme katılanların tamamı, kendilerine verilen telkinin etkisi ve çalışmadan para kazanma ümidi ile rayiç bedeli mesela 50 lira olan bir ürünün 500 liraya satılmasını temine çalışmaktadır. Bu ise şeran haramdır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Bizi aldatan bizden değildir” (Sahih-i Müslim) hadisi – her ne gerekçe ile olursa olsun – Müslümanları aldatmanın son derece tehlikeli olduğunu bildirmektedir.

Dört Maddede Kazanç Piramidi Sistemi

1.    Network marketing sistemi  çerçevesindeki pazarlama yöntemi, kaynağı itibariyle kapitalist bir zihniyetin ürünü ve her ne pahasına olursa olsun daha fazla para kazanma hırsının bir tezahürüdür ve meşru bir pazarlama yöntemi olarak görülmesi mümkün değildir.

2.    Network marketing olarak bilinen sistem şekli itibariyle, ilk etapta ödüllü alış-veriş akdi intibaını vermektedir. Ancak gerek amacı gerekse icra biçimi itibariyle ne alışveriş akdi olarak ve ne de bir ödüllendirme sistemi olarak kabul edilemez. Çünkü mal üzerine yapılan alış-veriş akdinde, kişi ihtiyaç duyduğu bir malı belli bir bedelle satın alır ve satıcıyla olan münasebeti biter. Bu sistemde ise, ağa katılarak kazanç elde etmek isteyenler açısından ihtiyaç duyulan bir malı satın almak söz konusu değildir.

3.    Network marketing sistemiyle çalışan şirketlerin tamamında, ağa katılmak isteyen kişi daha önceden sisteme katılan bir kişinin listesine girmeye mecbur edilmektedir. İslam fıkhında bunun bir benzeri yoktur.

4.    Bu haliyle network marketing sistemi, şirket sahipleri açısından ince hesaplanmış ve son derece bilinçli bir para kazanma yöntemi iken, ağa katılan pazarlamacılar açısından o derece belirsizlik ve aldatma şaibelerine sahiptir. Bu sebeple fıkhen kesinlikle arızalıdır.

kaynak: insan ve hayat